Category Archive:Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Erisin Dağların Karı Erisin Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 17th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

erisin dağların karı erisin
Erisin ya! Erisin de sular düz ovayı bürüsün. Cümle alem de baharı geçip yaza ulaşsın… Yaylaya yürüsün. Eee n”olacak cümle alem yaylaya yürürse? Hüseyin de Emine”yi alıp kaçacak. Yani eskilerin deyişiyle, ölme eşeğim yaz gelsin!…
Read the rest of this entry >>

Kızılırmak Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 17th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Orta Anadolu köylerinden birinden Ötekine gelin götürülürken Kızılırmak”tan geçen gelin alayı köprünün yıkılması üzerine suya dökülmüş, bu arada gelin de kaybolmuştur. Bu çok acıklı olay toplumu Öyle etkilemiş ki dalga dalga bütün yurda yayılmıştır. 
Read the rest of this entry >>

Ah Bir Ateş Ver Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 17th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri
Çanakkale Boğazı, Naşra Burnu açıkları 4 Nisan 1953, Saat 02:15

Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısı, Naşra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessiz, soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının Öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.

Çarşambayı Sel Aldı Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Ahmet, Abdal Deresi”nin kıyısındaki yoksul köylülerden birinin oğluydu. Kara sevdası karşılık bulmuş, Melek ona kalbini açmıştı. Nişanlandılar ve Ahmet askere gitti. Ağa oğlu Mehmet Ali, Melek”e göz koydu. Melek, Mehmet Ali”yi reddedince, ağa oğlu ve adamları tarafından dağa kaldırıldı. Kötü haberi alınca firar eden Ahmet, silahını alıp, yollara düştü. Gece gündüz Melek”i aradı. Bir gün yağmur yağdı, Read the rest of this entry >>

Suzan Suzi Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Diyarbakır”ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır. Bu Kırklardağı”nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler. 

Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti”ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir Read the rest of this entry >>

Zehle Gelin Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Afyonkarahisar’ın söz ve ezgi yönünden etkileyici ve duygulandırıcı türkülerinden biri de Zehle Gelin Türküsüdür.

Yaklaşık elli yıl önce yaşlı kadınlarımızın öyküsünü anlattığı ve ezgisini seslendirdiği, yıllarca dilde dile dolaşmış bu türkü, yöre halkını hüzüne boğan acıklı bir olay sonrası yakılmıştır.
Read the rest of this entry >>

Ekinler Ekilirken Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Keziban, Çukurova’nın en güzel kızıydı. Üstelik, güzelliği, tek özelliği de değildi Keziban’ın. Dürüsttü. Eline çevikti. İki kişinin topladığı pamuğu toplar, üç kişinin biçtiği ekini biçerdi öz başına.
Apo da, kara yağız bir Çukurova delikanlısıydı. Ekmeğini pamuktan çıkarmakla birlikte, taşı sıksa suyunu çıkarırdı. Fakirdi ama, yaşamını sürdürmek için emeğinden başka şeye gereksinmezdi
Kader ağlarını ördü ve Keziban’ı çıkardı Apo’nun karşısına. Apo, işin sonunu bilmiş gibi, sıktı kendini. “Tek dur be deli gönül, Keziban kim, sen pamuk ırgatı Apo kim? Bırakırlar mı onu sana” dedi, dedi ya; sevdaya derman mı olur, gönüle ferman mı olur?
Sevdi Apo. Hem de, Çukurova yiğidinin sevmesi. Yüreğinde yanardağlar patlıyordu. O, düşmanın dizlerini titreten bakışları Keziban’a çevrildi miydi, ilk yaz yelleri gibi okşayıcı kesiliyordu. Düşünde düşüncesinde sarı sarı veriyordu sarı Keziban’ı. Sarınca da, tüm bedeni cennet suyunda yıkanmışa dönüyordu.
Gün geçtikçe, Keziban’ın da gönlü uyanmaya başladı ve ilk yazda iki sevgili ilk kez, kem gözlerden uzakta buluştular. Gün, nöbeti aya bırakmaktaydı. Konuşmadan, uzun süre bakıştılar. Read the rest of this entry >>

Aşan Bilir Karlı Dağın Ardını Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Her biri bilinmez bir mezar şimdi.Mezar taşları ürpertir,ürkütür insanı.Ama beni,o hassas melteme bile dayanamayacak kadar hafif vücutları,yüreklerinin çektikleri,katlandıkları ve yaşadıkları dillere destan, ateş dolu, acı dolu hayatları daha çok ürpertmiştir hep.Mezar taşlarından daha fazla.“Sen ne güzel bulursun gezsen Anadolu’yu” demiş ozan.Demiş ya! Ne yürekten demiş,ne Doğru demiş.Anadolum benim.Günde bin güzellik görüp, birine vurulduğumuz.Gam ile dert ile yoğrulduğumuz.Gök gözlü,güneş yüzlü,derin Read the rest of this entry >>

Maraş’tan Bir Haber Geldi (Meyrik) Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Meyrik, Pazarcık ‘ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir..

Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.
Read the rest of this entry >>

Sunam Türküsünün Hikayesi

mehmet post on Mayıs 16th, 2012
Posted in Türkülerimiz Ve Hikayeleri

Suna köyün en güzel kızıdır. Köyün zenginlerinden Mehmet Ağa (Mehmet’i attım, emin değilim) sevmektedir Suna’yı. Suna da boş değildir Mehmet Ağa’ya, evlenirler haliyle. Lakin Mehmet Ağa’nın bir kötü huyu vardır, her akşam içmektedir. Evliliğin ilk akşamı Mehmet Ağa içip eve gelir, kapıyı çalar. Suna bakar kocası sarhoş, alır içeri, yemeğini yedirir, pijamalarını giydirir yatırır. Bu böyle 1-2 ay devam eder. Sonunda bir gün Suna’nın canına tak eder. Read the rest of this entry >>